Günlük yaşamın içinde bazen yalnızca yapılacak işleri değil; herkesin ihtiyacını, beklentisini, duygusunu ve sorumluluğunu da yanımızda taşıyoruz. Kimin neye ihtiyacı olduğunu düşünmek, bir şeylerin aksamasını engellemeye çalışmak, kırılanı onarmak, yetişmek, destek olmak ve çoğu zaman bütün bunları yaparken kendi ihtiyacımızı biraz daha ertelemek… Bir süre sonra insanın üzerinde görünmeyen ama ağırlığı giderek daha fazla hissedilen bir yük oluşabiliyor.
Biz Bize | Psiko Sohbetler serisinin ilk buluşmasında tam da bu görünmeyen alanı konuşmak için bir araya geldik. “Duygusal Yüklerimiz” temasıyla gerçekleştirdiğimiz Pazar Masası #1, kadınların günlük hayat içinde fark etmeden taşıdığı sorumluluklara, bastırdığı duygulara ve kendilerine ne kadar alan açabildiklerine bakabilecekleri sakin ve güvenli bir paylaşım ortamı olarak yapılandırıldı.
Amacımız bir öğleden sonra bütün yüklerden kurtulmak değildi. Bazen ilk ihtiyaç, neyi taşıdığımızı fark etmek ve uzun zamandır kendimize sormadığımız bir soruya yer açmaktır: “Ben bütün bunların içinde nasılım?”
Biz Bize Psiko Sohbetler'in İlk Buluşmasında Neler Yaptık?
2 Ağustos Pazar günü 15.00–17.30 saatleri arasında gerçekleştirdiğimiz ilk buluşmayı yalnızca konuşulan bir sohbet toplantısı olarak değil; başlangıcı, psikoeğitim bölümü, paylaşım alanı, farkındalık çalışması ve kapanışı bulunan yapılandırılmış bir süreç olarak planladık. Kontenjanı 10 kadınla sınırlı tutmamızın temel nedenlerinden biri de herkesin kendisini daha rahat hissedebileceği sakin ve kapsayıcı bir ortam oluşturabilmekti.
Karşılama ve Tanışma
İlk dakikalarımızı acele etmeden birbirimizi tanımaya ayırdık. Kahve ve ikramların eşlik ettiği bu başlangıç, günlük hayatın temposundan çıkıp bulunduğumuz ana geçebilmek için küçük ama önemli bir geçiş alanı oluşturdu.
Psikoeğitim: Taşıdığımız Yükleri Anlamlandırmak
Buluşmanın psikoeğitim bölümünde “Duygusal yük nedir?” sorusundan hareket ettik. Günlük yaşam içerisinde farkına varmadan üstlenilen görünmeyen sorumlulukların nasıl oluşabileceğini, kişinin kendi ihtiyaçlarını neden geri plana atabildiğini ve sürekli güçlü olma çabasının iç dünyada nasıl bir ağırlığa dönüşebildiğini ele aldık.
Amaç katılımcılara yeni bir etiket vermek değil; yaşadıkları bazı deneyimlere farklı bir yerden bakabilmeleri için psikolojik bir çerçeve sunmaktı.


Güvenli Paylaşım Çemberi
Psikoeğitimin ardından isteyen katılımcıların kendi deneyimlerini paylaşabildiği bir çember oluşturduk. Burada paylaşmak kadar paylaşmamayı seçmenin de güvenli alanın bir parçası olduğunu önemsedik. Herkesin kendi sınırı ve kendi temposu vardı.
Bazen bir başka kadının anlattığı bir deneyimde kendi hayatımızdan bir parça bulmak, uzun zamandır yalnızca bize ait olduğunu düşündüğümüz bir duygunun aslında ne kadar tanıdık olduğunu fark ettirebilir. İlk buluşmanın en kıymetli taraflarından biri de bu ortak insanlık deneyimine alan açabilmekti.
Farkındalık Çalışmaları
Yazı egzersizleri ve küçük uygulamalar aracılığıyla katılımcıların kendi iç dünyalarına biraz daha yakından bakabilecekleri bir alan oluşturduk. Bu çalışmalarda doğru ya da yanlış cevap aramadık. Amaç, günlük yaşamın hızı içinde çoğu zaman duyulmayan düşünceleri ve ihtiyaçları görünür hale getirmekti.
Bazen yalnızca bir cümleyi tamamlamak, bir duygunun adını koymak ya da uzun zamandır otomatik olarak sürdürülen bir sorumluluğa yeniden bakmak bile güçlü bir farkındalık yaratabiliyor.
Kahve, İkramlar ve Biraz Durabilmek
Biz Bize buluşmalarının sıcaklığını yalnızca konuşmalar değil, birlikte geçirilen küçük anlar da oluşturuyor. Kahve ve lezzetli ikramlar eşliğinde verdiğimiz arada sohbet ettik, dinlendik ve biraz nefes aldık.
Çünkü bazen insanın ihtiyaç duyduğu şey, sürekli bir şey üretmek ya da çözmek değil; yalnızca kendisi için ayrılmış bir zamanın içinde bulunabilmek.
Paylaşmak Kadar Sessiz Kalabilmek de Bu Alanın Bir Parçasıydı
Grup çalışmalarında herkes aynı biçimde açılmak ya da aynı yoğunlukta paylaşmak zorunda değildir. İlk buluşmamızda da bu sınırı özellikle koruduk. İsteyen kendi hikâyesinden söz etti, isteyen daha çok dinledi, isteyen bazı düşüncelerini yalnızca kendi defterinde tuttu. Güvenli bir paylaşım alanı oluşturabilmenin önemli taraflarından biri, kişinin kendisini anlatmaya mecbur hissetmemesidir. Psikolojik farkındalık bazen konuşarak, bazen dinleyerek, bazen de yalnızca bir düşüncenin içimizde bıraktığı izi takip ederek gelişebilir.
Duygusal Yükleri Fark Etmek Neden Önemli?
İnsan uzun süre taşıdığı bazı sorumlulukları zamanla hayatın değişmez bir parçası gibi görebilir. “Ben yapmazsam olmaz”, “Herkesi düşünmek zorundayım” ya da “Kendi ihtiyacımı öne koyarsam bencil olurum” düşünceleri sorgulanmadan sürdürüldüğünde, kişinin kendi sınırlarıyla teması giderek zayıflayabilir. Farkındalık ise hemen büyük değişiklikler yapmak anlamına gelmez. Önce yükün varlığını görmek gerekir. Ardından şu ayrım yapılabilir: Hayatımda gerçekten üstlenmek istediğim sorumluluklar hangileri, alışkanlıktan taşıdıklarım hangileri ve başkalarına ait olmasına rağmen üzerime aldıklarım neler?
Bu soruların cevabı herkes için farklıdır. Bu nedenle Biz Bize buluşmalarındaki amaç hazır cevaplar vermek değil; kadınların kendi cevaplarını daha rahat duyabilecekleri bir alan oluşturmaktır.


Bu Bir Terapi Grubu Değil
Biz Bize | Psiko Sohbetler'in sınırını net tutmayı önemsiyoruz. Bu buluşmalar psikoloji eşliğinde yapılandırılmış; psikoeğitim, farkındalık çalışmaları ve güvenli grup paylaşımını içeren grup buluşmalarıdır. Psikoterapi veya grup terapisi değildir.
Buluşma sırasında fark edilen bazı duygular veya tekrar eden yaşam örüntüleri kişide daha derin bir çalışma ihtiyacı oluşturabilir. Böyle durumlarda kişinin kendi ihtiyaçlarına ve yaşadığı güçlüğün niteliğine göre bireysel psikolojik destek seçeneklerini değerlendirmesi daha uygun olabilir.
İlk Pazar Masasından Yanımıza Ne Aldık?
“Duygusal Yüklerimiz” başlığıyla başladığımız ilk Biz Bize buluşmasının merkezinde büyük cevaplardan çok küçük fark edişler vardı. Uzun zamandır taşınan bir yükü isimlendirmek, bir başkasının hikâyesinde kendinden bir parça görmek, kendi ihtiyaçlarına ayırdığı zamanı fark etmek veya yalnızca birkaç saat boyunca hiçbir şeyi yetiştirmek zorunda olmadan durabilmek…
Belki de kendimize açacağımız alan her zaman büyük değişimlerle başlamıyor. Bazen önce durup şu soruyu duymak gerekiyor: “Ben bugün ne taşıyorum?”
Biz Bize | Psiko Sohbetler'in ilk Pazar Masası'nı bu soruya birlikte bakarak tamamladık. Kahvemizi içtik, konuştuk, dinledik, kimi zaman sessiz kaldık ve yanımıza küçük ama gerçek farkındalıklar alarak ayrıldık.
Bu ilk çember, devam edecek yolculuğumuzun da başlangıcı oldu. Her yeni buluşmada kadınların yaşamlarında karşılığı olan başka bir psikolojik temaya birlikte bakmaya ve kendimize biraz daha alan açmaya devam edeceğiz.
